Düşünmenin Önemi

Düşünmenin Önemi

Düşünmenin Önemi Üzerine Temsili Görsel.

* Bu yazı şahsi görüşlere dayanmaktadır*

Mantıktan yoksun bir şeyi iddia etmek onu gerçek kılar mı? Beynimizi alıp yerine bir nefeslik hava koymadıysak hayır. Kafanıza hava basanları değil, kendinizi dinleyin. Hayatın anlamını bulmak, hem mantıklı hem mutlu olmak buna bağlıdır. Yani düşünmeye.

Mutluluk Nedir, Nasıl Elde Edilir?

Mutlu olmamak mutsuzluk değildir. Mantıklı ve gerçekçi olmak mutlu olmaktan iyidir. Aklını kullanabilen bu hayatın mânâsızlığını ancak kavrayabilir. Hayata tek anlamını verebilecek, yani onu sonuna kavuşturabilecek de ancak o kişidir. İnsan kendisine yasalar belirlemeli. En başına da mantık ve gerçeklikten uzaklaşmamayı yerleştirebilmeli. Hayata anlam biçmeye çalışan bir terzi olmak onun tek gayesi hâline gelir böylelikle. Akılsızlık gözlüklerini fırlatın bir kenara. Dar-kafalılığınızdan vazgeçin ve açın zihninizi gerçeklere! Zihnini gerçeğe açan bir daha kapatmaya cüret edemez. Aklın gücü o kadar fazladır ki ona bakmaya tenezzül edebilen cahilleri tereddüt etmeden birer köre çevirir.

Kimi okur ama ne okuduğunu bilmeden, bilinçli okuyanlar azınlıkta. Bir de öyleleri var ki okumaya burun kıvırdıkları yetmez gibi bir de aşağılarlar. Bunlar ki -maalesef- çoğunlukta olanlardır. Biri Suç Ve Ceza‘yı roman olarak okur, kurgusuna odaklanır. Bir başkası altındaki felsefeyi “Raskolnikovluk”u inceler, yazarın bilinçaltı eseri nasıl etkilemiş anlayabilmek için ayrıca Dostoyevski’nin bizzat kendisini inceler. En sonuncusu ise ne Raskolnikov’u tanır -belki de Dostoyevski’yi bile bilmez- ne anlattığını dinlemeye zaman ayırır. Ne olacağınız size bağlıdır, ne ailenize ne de başkasına değil. İster bir roman okuyucusu, araştırmacı ya da kara cahil olun, zekânızı ve kaderinizi belirlemek sizin ellerinizde.

Düşünmenin Önemi Peki Neden ve Nasıl?

Bir Yunan* çıkıp “En mutlu yaşam cehalettir” demiş. Bir Alman** ise “Unutmaktır” demiş mutluluğun ön-koşuluna. İkisi de haklıdır; çevrenizdeki cahillere bakın, mutlulukta üstlerine yoktur çünkü düşünmezler, “ne, neden, nasıl, nasıl olmalı?” gibi soruları sadece para için sorarlar. Diğer yandan unutanlar da bir nebze mutludur. Hatalarını, acılarını hatırlamazlar. Bir de cahilliğini unutabilmek vardır. Cehaletin aşıp geçmişinden utananlardan farklıdır onlar, cahilliği de unutmuşlardır. Onlar hiç cahil olmamıştır, çünkü cahilliği unutmuşlardır. Bu iki grup arasındaki fark, bir önceki paraftaki meseleye dayanmakta; Wagner denilince aklına Star Wars soundtrack’i*** gelen ile, bahsi geçen Alman gibi bir üstad, bir filozof gelen ve eserlerine bu gözle bakan bir sanatkâr arasındaki farktır bu. Biri yüzeyselliğe diğeri detaylara, fikirlere, anlam yoğunluğuna adım atmıştır. Düşünmek ya da düşünmemek, işte bütün mesele bu.

Dipnotlar:

Sophokles /Nietzsche/Die Walküre

Kişisel Gelişim Nedir ? Yazısı İçin Tıklayınız.

Onur Tunç Yazar:

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir