Ahlat Ağacı

Ahlat Ağacı

Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan

Vizyon Tarihi: 1 Haziran 2018

IMDB: 8.1

Oyuncular:Doğu Demirkol, Murat Cemcir, Bennu Yıldırımlar, Hazar Ergüçlü, Serkan Keskin,Kadir Çermik, Öner Erkan, Akın Aksu, Tamer Levent

Ahlat Ağacı film ekibi.

’Zaman dediğin sessiz bir testeredir. Kime dost kime düşman olacağı belli olmaz.’’

Nasıl Bir Film ?

Nuri Bilge Ceylan’ın efsane filmlerinden olan Ahlat Ağacı içinde tek bir kişinin değil hikayeye dahil olan her insanın hikayesini ve derdini anlatan bir filmdir. Bu yönüyle film üç saat gibi uzun bir sürededir. Tabi bu durum filmi kötü yönde değil aksine olumlu yönde etkiliyor. Rol alan herkes oyunculuk konusunda tamamen eksiksiz bir şekildedir. Bize ana karakterimiz kafasındaki düşünceleri iyi bir şekilde aktarmak için 80 yaşındaki bir bilet satıcısının, çıkarları için kitap çıkaran adamın, dini kendine göre anlatan imamın ve daha benzeri birçok kişinin hikayesi anlatılmıştır. Bu sebepten dolayı olmalı ki her bir karakter özenle seçilerek filme yerleştirilmiştir. Bu yüzden filmde gereksiz diyaloglar ve kişiler bulamayız. Filmde karakterlerin belli bir düşünceleri vardır ve hayatları boyunca bu fikirlere bağlı kaldıkları için bundan vazgeçmediklerini görürüz. Nadir karakterlerde bir değişimin olduğunu görüyoruz. Bunlardan biri de başrolümüz tabi ki de. Görsel konulara bakacak olursak efektlere çoğu sahnede yer verilmiştir. Bunların çoğu güzel kullanılmış olsa da bazı yerlerde gözümüze batan efektler görmek de mümkün. Çekilen alan olarak güzel bir seçim yapılmış ve kullanılan çekim yöntemleri sayesinde bu güzel yerin güzelliklerini sürekli görmemiz sağlanmıştır. Filmde bazı şaşırtmacalar da mevcuttur. Bazen rüya olarak gözükse de birkaç yerde bu şaşırtmacaların ne olduğuna anlam veremiyoruz.

Ülkemizde artık güzel filmleri cımbızla ararken böyle filmleri kaçırmamak gerekiyor.

Ahlat Ağacı Olay Akışı

Başrolümüz Sinan, öğretmenlik okumuş akıllı ve kibirli bir gençtir. Okulunu bitirdikten sonra kitap bastırmak için köyüne gitmeye karar verir. Aslında insanları sevmeyen bir kişiliği oldu için de burada bulunan insanlara karşı soğuk bir tutum izler. Ailesine veya başkasına derdini anlatmaya çalıştığı her zaman karşısındaki insanlar kendi derdini anlatmaya başlar. Neredeyse herkes çıkarları için birbirleriyle muhattap olur. Ailesi borç içine düşmüştür. Bunun başlıca nedeni öğretmen olan babasının ganyana düşmesidir. Babası diğer insanlar tarafından itibarsızlaştırılmış bir kişiye dönüşmüştür. Sinan da ailesinden yardım bulamayacağını anlayınca başka yollar bulmaya çalışmıştır. İlk başta masum gibi duran bu yollar hikaye ilerledikçe çirkinleşmeye başlamıştır. Babasının canından çok sevdiği köpeğini satmıştır. Babası kayıp ilanı çıkarınca köpeği denize doğru kovalayıp öldürmüştür. İzinsiz aile yadigarı eşya satmıştır. Tüm bu uğraşlardan sonra kitabını çıkarmıştır ama hiç kimsenin kitabını almadığını görür. Annesin kitabını okumasını beklerken o bile kitabını okumamıştır. Hiç ummadığı babası onu önemseyip kitabı okuduğunu öğrenince yaptıklarından bir nebze pişman olur ve babasına yardım eder.

Aslında o kadar önemli biri olmadığımız ortaya çıktığında neden üzülüyoruz ki? Bunu temel bir aydınlanma hali olarak ele alabilirsek daha iyi olmaz mı? inanmak dediğimiz şey sonuçta insanın içinde başlattığı bir eylemdir. Ve güzelliğe, aşka inanmak kadar aydınlığa da inanmak hazır olmak gerekir.”

Suyun Sesi Adlı Film Yazımız İçin Tıklayınız.

Sinema alanıyla ilgili her şeye tutkulu olan ve ileride iyi bir yönetmen olmak isteyen biriyim. Bu tutkumu da sizlerle paylaşmak için yazılar yazıyorum.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir